Panik bozukluğu; hiç beklenmedik bir anda, aniden ortaya çıkan ve insanı gerçekten çok zorlayan yoğun bir korku ve kaygı durumudur. Bu anlarda kişi; nefes alamıyormuş gibi hissetme, kalbin çok hızlı çarpması, göğüste ağrı veya sıkışma, boğulma hissi, mide bulantısı, terleme, baş dönmesi ve titreme gibi çok güçlü bedensel tepkiler verir. Bu fiziksel belirtilere eşlik eden “kontrolümü kaybediyorum”, “aklımı kaçırıyorum” ya da “ölüyorum” gibi düşünceler, kişiyi büyük bir çaresizlik içinde bırakabilir.
Bu durum bazen haftada bir, bazen çok daha sık yaşanabilir ve dakikalarca sürebilir. Direksiyon başındayken ortaya çıkabileceği gibi, kişi evinde en huzurlu olduğu anlarda, hatta uykudayken bile aniden kapısını çalabilir. Genellikle erken yetişkinlik döneminde, çok stresli ve üzücü bir yaşam olayının ardından tetiklenme eğilimi gösterir ve kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık rastlanır.
Agorafobi ve Kaçma İsteği Bu durum sıklıkla agorafobi ile el ele yürür. Agorafobi; kişinin o yoğun kaygı anında kolayca kaçamayacağını veya güvenli bir yere sığınamayacağını düşündüğü yerlere karşı geliştirdiği korkulardır. Kalabalık pazarlar, alışveriş merkezleri, otobüs veya metro yolculukları bu korkuyu en çok tetikleyen yerlerdir. Bu durumu yaşayan birçok kişi tek başına evden çıkmakta zorlanır ya da çıksa bile içini büyük bir huzursuzluk kaplar. “İnsanların içinde kötüleşirsem rezil olurum” korkusuyla sosyal hayattan tamamen kaçmaya başlarlar. Ancak bu kaçışlar zamanla kişinin dünyasını küçültür.
Dışarıdaki dünyayı koca bir tehdit gibi görüp evini tek güvenli sığınağın ilan ettiğin, o dışarı çıkma korkusunu ve çaresizlik hissini geride bırakma zamanı.
O anlık atakların ve alan korkusunun seni kendi kabuğuna hapsetmesine izin vermeyip, güvenli alanının sınırlarını adım adım genişleterek dış dünyayı yeniden özgürce adımlamanı destekleriz.
