İnsan hiç bu kadar çok şey bilmemişti.
Dünyanın öbür ucunda ne olduğunu birkaç saniyede öğreniyoruz. Ekonomiyi, siyaseti, teknolojiyi, ilişkileri takip ediyoruz.Bilgi artık uzakta değil. Neredeyse her an elimizin altında.
Peki bütün bunların arasında kendimiz hakkında ne kadar şey biliyoruz?
Başkalarını çok iyi analiz eden bir insan, kendi hayatında neden aynı hataları tekrar ettiğini bilmeyebilir.
İlişkiler hakkında saatlerce konuşabilir ama neden hep benzer insanlara çekildiğini anlayamayabilir.
Başkalarına ne yapması gerektiğini söyleyebilir ama kendisi ne istediğini bilemeyebilir.
Çünkü dünyayı bilmek başka şeydir.
Kendini tanımak başka.
Bilgi dışarıdan gelir.
Kendini tanımak ise insanın kendi içine bakmasıyla başlar.
Kendimizden Kaçarken Dünyayı İzlemek
Modern insanın dikkati sürekli dışarıda.
Yeni bir haber.
Yeni bir mesaj.
Yeni bir video.
Yeni bir tartışma.
Yeni bir gündem.
Zihin sürekli meşgul.
Fakat insan bazen dünyayı merak ettiği için değil, kendisiyle baş başa kalmamak için de sürekli dışarıya bakar.
Çünkü dışarıyı izlemek kolaydır.
İçeriye bakmak bazen zordur.
Kendi korkularımızı görmek, kıskançlığımızı kabul etmek, neden öfkelendiğimizi anlamak, neden bazı insanlara kendimizi kanıtlamaya çalıştığımızı fark etmek her zaman hoşumuza gitmez.
Ama görmediğimiz şey yok olmaz.
Sadece görünmez hale gelir.
Ve görünmeyen şey, bizi yönetmeye devam eder.
İnsan kendi korkusunu görmezse korkusu onun kararlarını verir.
Kendi ihtiyacını anlamazsa başkalarından ne beklediğini bilemez.
Kendi yarasını tanımazsa aynı yerden tekrar tekrar yaralanabilir.
Kendini tanımak, kendin hakkında güzel şeyler düşünmek değildir.
Kendine bakabilme cesaretidir.
Başkalarını Görmek Kolay, Kendini Görmek Zor
İnsan başkasının hayatındaki yanlışı çok kolay görür.
“Bu ilişki sana iyi gelmiyor.”
“Bu insan seni kullanıyor.”
“Kendini bu kadar yıpratma.”
“Bunu neden hâlâ yapıyorsun?”
Fakat sıra kendi hayatımıza geldiğinde aynı açıklık kaybolabilir.
Çünkü insan yalnızca gerçeği görmez.
Bazen görmek istediğini görür.
Bazen korktuğu şeyi görmez.
Bazen de yaptığı seçimi savunabilmek için kendisine çok akıllıca açıklamalar üretir.
Bu yüzden kendini tanımak yalnızca çok düşünmek değildir.
Kendini gözlemlemektir.
Ben ne zaman öfkeleniyorum?
Neyi kaybetmekten korkuyorum?
Kimlerin yanında kendimi kanıtlama ihtiyacı hissediyorum?
Neden aynı sorunları farklı insanlarla tekrar yaşıyorum?
Gerçekten ne istiyorum?
Yoksa istediğimi sandığım şey, bana öğretilen bir hayat mı?
Bu soruların cevaplarını internette bulamayız.
Çünkü insanın kendisiyle ilgili en önemli cevaplar, başka birinin bilgisinde değil, kendi yaşamının içinde saklıdır.
Çok Bilmek, Nereye Gideceğini Bilmek Değildir
Bilgi güçtür.
Ama yönü olmayan güç, insanı istediği yere götürmeyebilir.
Çok hızlı gidebiliriz.
Çok çalışabiliriz.
Çok başarılı olabiliriz.
Çok para kazanabiliriz.
Fakat yanlış yöne gidiyorsak hızımız bizi hedefimize yaklaştırmaz.
Bizi ondan daha hızlı uzaklaştırır.
Bu yüzden insanın yalnızca güçlü olması yetmez.
Nereye gittiğini de bilmesi gerekir.
Kendini tanımak insana bu yönü verir.
Ne istediğini bilen insan her fırsatın peşinden koşmaz.
Ne istemediğini bilen insan her kapıdan içeri girmez.
Kendi değerini bilen insan herkese kendisini kanıtlamaya çalışmaz.
Kendi sınırlarını bilen insan her yükü sırtına almaz.
Kendini tanımak bütün cevapları bilmek değildir.
Hangi soruların gerçekten sana ait olduğunu bilmektir.
İnsan Kendini Yaşarken Tanır
Kendini tanımak yalnızca bir odada oturup düşünmek değildir.
Çünkü insan kendisini sadece düşünerek tanıyamaz.
Yaşaması gerekir.
Denemesi gerekir.
Yanılması gerekir.
Seçmesi gerekir.
Bazen kaybetmesi, bazen vazgeçmesi, bazen de korktuğu halde ilerlemesi gerekir.
İnsan kendisini hayatın içinde görür.
Bir gün çok istediği bir şeyi elde eder ve aslında onu hiç istemediğini fark eder.
Bir gün kendisini güçlü sandığı yerde kırılır.
Başka bir gün ise korktuğu bir durumda düşündüğünden çok daha güçlü olduğunu keşfeder.
İnsan değişir.
Bu yüzden kendini tanımak biten bir iş değildir.
Bugün tanıdığın insan, on yıl sonra aynı insan olmayabilir.
Önemli olan kendin hakkında değişmez bir tanım bulmak değil, değişirken kendinle bağını kaybetmemektir.
Düşünmek gerekir.
Ama düşünmek yetmez.
Hissetmek gerekir.
Ama hissetmek de yetmez.
Yaşamak, denemek ve görmek gerekir.
Çünkü insan kendisini yalnızca söyledikleriyle değil, yaptığı seçimlerle tanır.
Asıl Bilgi
Gelecekte bilgiye ulaşmak daha da kolay olacak.
Belki saniyeler içinde binlerce yıllık bilgiye ulaşacağız.
Ama hiçbir teknoloji bizim yerimize şu soruların cevabını veremez:
Ben kimim?
Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?
Benim için gerçekten önemli olan ne?
Neden aynı yerde takılıp kalıyorum?
Neden bazı şeyleri bildiğim halde değiştiremiyorum?
Ve en önemlisi:
Yaşadığım hayat gerçekten benim seçtiğim hayat mı?
Dünyayı tanımak insanı bilgili yapar.
Kendini tanımak ise o bilgiyle ne yapacağını gösterir.
Çünkü mesele her şeyi bilmek değildir.
Mesele, bildiklerinle nasıl yaşayacağını bilmektir.
Modern insanın büyük çelişkisi belki de burada:
Dışarıdaki dünya hakkında her geçen gün daha fazla şey biliyoruz.
Ama kendi içimizde ne olduğunu duymaya giderek daha az zaman ayırıyoruz.
Belki insanın bugün ihtiyacı olan şey daha fazla bilgi değildir.
Biraz daha az gürültü.
Biraz daha fazla dürüstlük.
Ve kendisine sorabileceği basit ama zor bir soru:
Ben gerçekten nasıl bir hayat yaşıyorum ve neden?
Çünkü insan dünyada kaybolduğu için değil, bazen kendisinden uzaklaştığı için yönünü kaybeder.
Kendine yaklaşmaya başladığında ise dünya aynı kalsa bile yolu değişmeye başlar.
Dünyadaki tüm soruların cevabına tek tıkla ulaşırken, kendi içindeki duygulara, ihtiyaçlara ve o sessiz çığlıklara yabancı kaldığın o ezbere yaşamı geride bırakma zamanı.
Sorularınız ve bilgi almak için 0531 894 10 18
